29
Ocak
2012
Le tublevunne fî emvâlikum ve enfusikum ve le tesmeunne minellezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve minellezîne eşrakû ezen kesîrâ(kesîran), ve in tasbirû ve tettekû fe inne zâlike min azmil umûr(umûri).
“Mallarınız ve canlarınız konusunda kesinlikle deneyden geçirileceksiniz, gerek kitap ehlinden ve gerekse müşriklerden birçok incitici söz işiteceksiniz. Eğer (bunlara karşı) sabreder ve Allah’tan korkarsanız, bu tutum azimliliğinizin, kesin kararlılığınızın bir belirtisidir.”
Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ elfeynâ aleyhi âbâenâ e ve lev kâne âbâuhum lâ ya’kılûne şey’en ve lâ yehtedûn(yehtedûne).
Onlara; «Allah’ın indirdiklerine uyun» denilince; «Hayır, biz atalarımızdan
gördüklerimize uyarız» derler. – Peki, ya onların ataları hiçbir şeyi
düşünemeyen, doğru yolu bulamamış kimseler idiyse de mi öyle yapacaklar?
Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ vecednâ aleyhi âbâenâ, e ve lev kâneş şeytânu yed’ûhum ilâ azâbis saîr(saîri).
“Onlara; «Allah’ın indirdiğine uyun!» dense; «Hayır biz babalarımızı üzerinde
bulduğumuz yola uyarız» derler. Şeytan babalarınızı alevli ateşin azabına
çağırmış olsa da mı?”
28
Aralık
2011
Ve lâ terkenû ilellezîne zalemû fe temessekumun nâru ve mâ lekum min dûnillâhi min evliyâe summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
“Sakın zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar
sizi; Allah’dan başka bir dostunuz, bir dayanağınız yoktur. O zaman O’nun
yardımını göremezsiniz.”
21
Aralık
2011
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
60-61 «Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana
kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak)
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Peygamber de dedi ki: «Ey Rabbim, kavmim bu Kur’an’ı bir kenara itip bıraktılar»
Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
“İnsanları Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve «Ben müslümanlardanım» diyenden daha
güzel sözlü kim olabilir?”
2
Aralık
2011
“De ki; «benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm tüm varlıkların Rabbi olan Allah içindir”»
“O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emredildi. Ben müslümanların ilkiyim.”
“Müminlerden öyle erler vardır ki Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler; kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir; (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler.”
TEVBE/24
(Resulüm! Bu müminlere) de ki: Eğer babalarınız, oğullarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz ve sair akrabalarınız, kazandığınız mallarınız, kesata
uğramasından korktuğunu alış-verişleriniz ve hoşlandığınız evler/villalar size
Allah ve onun Peygamberi ve onun yolunda cihat etmekten daha sevimli ise o
takdirde Allah’ın emri/azabı gelinceye kadar bekleyin görürsünüz, (Allah’ın emrini yerine getirmekle, bu
sevimli gördüğünüz şeylerin arasındaki farkı anlarsınız.) Allah, fasıkları doğru yola hidayet
etmez.
Dünya hayatımızda kendi kendimize sorduğumuz sorular vardır. ben kimim? Biz kimiz?
Niçin varız? Bu sorulara cevap bulduktan sonra başka sorular gelmeye başlar.
Benim yerim nere? Ben kimlerdenim? Var oluşumun gereğini yerine getiriyor muyum?
Bu sorular binlerce çoğaltılabilir. Ama asıl üzerinde durmak istediğim bu
hayatta biz kimin safındayız
Hayatımızı ikame eden helal ve haramların (kanunları) kaynağı nedir? Yaşamamızı biçimlendiren helal ve
haramları (kanunların) koyan kim? Yoksa kendimiz mi? anamız babamız mı? Eşimiz
mi? Ticari gelirimiz mi? Beşeri ideolojiler mi? Yerin ve göğün hakimi olan Allah
teala(c.c)mı?
© Tüm Hakları Saklı değildir. - Nebeviyol
Yazılar istenilen heryerde kullanılabilir.